Muristen kalan tapu hisselerinin devri

Murisin ölümüyle tüm mirasçılar, tapudaki hisse üzerinde ortaklaşa hak sahibi olurlar. Tapuda bütün mirasçıların imzası olmadan söz konusu hisse başkasına devredilemez. Ancak murisin ölümünden önce gerekli hukuki koruma tedbirleri alınmazsa mirasçı beklenen miras hakkından mahrum olabilir.

Mesela, miras bırakan, taşınmazdaki hissesini ölmeden önce sadece bir mirasçısına devretmiş olabilir.
Bu durumda hak sahibi diğer mirasçılar diğer mirasçıya mirastan mal kaçırma nedeniyle dava açabilir. Tabi ki bu dava kendine özgü bir dava olduğu için devrin mirastan mal kaçırma amacıyla yapıldığını davacı ispat etmek zorundadır.

Miras davası ne kadar sürer ?

Miras davası her davanın özelliğine göre 1 ya da 2 yıl sürebilmektedir. Miras davaları tek tip olmadığı için davanın niteliği, tarafları ve deliller davanın süresini de etkilemektedir.

Miras reddi kararının iptali

Miras reddi kararının iptali mümkün müdür ?
Miras reddinin usul ve esasları Medeni kanunumuzda düzenlenmiştir. Kanun tarafından açık kalan konularda da Yargıtay İçtihatları ile konu çözüme kavuşturulmuştur.

Kanunumuz açık hükmüne göre;

” Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler”

Bu hakkın nasıl kullanılacak ile kanun tarafından düzenlenmiştir. Miras reddi usulün uygun yapılmazsa, miras reddi kararının iptali mümkündür. Bunun için usule ilişkin hakların düşmemesi için vakit kaybetmeden hukuki yardım alınması gerekmemektedir.

Tereke davası nedir ? Terekenin tespiti nasıl yapılır ?

Tereke davası nedir ? Tereke davası nerede ve nasıl açılır ?

Türk Medeni Kanunun 589. maddesi bir koruma önlemi olarak terekenin tespiti ve mirasın hak sahiplerine geçmesi için ilgililere dava açma hakkı tanımıştır. Terekenin tespiti ve terekenin korunması için açılacak bu dava Medeni Kanunumuzda şu şekilde düzenlenmiştir.

MADDE 589.- Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hakimi, istem üzerine veya re’sen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır.
Bu önlemler, özellikle kanunda belirtilen hallerde terekede bulunan mal ve hakların yazımına, terekenin mühürlenmesine, terekenin resmen yönetilmesine ve vasiyetnamelerin açılmasına ilişkindir.
Önlemlerle ilgili giderler, ileride terekeden alınmak üzere, başvuran kişi tarafından; önleme hakimin re’sen karar verdiği hallerde Devlet tarafından karşılanır.
Mirasbırakan, yerleşim yerinden başka bir yerde ölmüş ise, o yerin sulh hakimi bu ölümü yerleşim yeri sulh hakimine gecikmeksizin bildirir ve mirasbırakanın ölüm yerinde bulunan mallarının korunması için gerekli önlemleri alarak bununla ilgili dosyayı ve varsa vasiyetnameyi yerleşim yeri sulh hakimine gönderir.

Bir davanın hazırlık aşaması, açılması ve yürütülmesi usul hukukunu da bilmeyi gerektirmektedir. Bu nedenlerle bir avukattan hukuki yardım almadan dava açılması ileride doğması muhtemel sorunlarında önüne geçecektir.

Nelson Mandela, geride 4.1 milyon Dolar miras bıraktı

Miras reddi nedir ? Mirasçı borçtan kurtulmak için ne yapmalıdır ?

Mirasın reddi medeni kanunumuzun 605 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre yasal ve atanmış tüm mirasçılar mirası red edebilirler.

Reddi miras süresi ne kadardır ? Hangi sürede miras reddedilmelidir?

Medeni Kanunumuzun 606. maddesine göre Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.

Miras bırakanın borca batık olarak vefatı halinde mirasçılar mirası red etmeli midirler?

Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. Buna göre miras bıkarak borca batık olarak ölmüşse miras mirasçılar tarafından red edilmiş gibi hüküm ifade eder. Mirasçıların mirası red etmeleri şart değildir. Yalnız borç sebebiyle olası takiplerden kurtulmak için miras bırakanın borca batıklığını mahkemece tespit ettirmeleri gerekir.

Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına geçer.

Bu mirasçılar için ret süresi, kendilerinin mirasbırakanına mirasın geçtiğini öğrendikleri tarihten başlar. Ancak bu süre, kendilerinin mirasbırakanından geçen mirasın reddi için mirasçıya tanınan süre dolmadıkça sona ermez.

Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse; bunlar için ret süresi, önceki mirasçılar tarafından mirasın reddedildiğini öğrendikleri tarihten işlemeye başlar.

Miras Reddi nasıl yapılır?

Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır.

Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir.

Sulh hakimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder.

Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.

Mirası red hakkının düşmesi:

Miras bırakanın borca batıklığı nedeniyle mirasın reddedilmiş sayılması hali dışında Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.

Mirasın mirasçılardan biri tarafından ret edilmesi durumunda miras payı nasıl olur ?

Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer.

Mirası reddeden atanmış mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır.

Mirasın en yakın mirasçıların tamamı tarafından red edilmesi durumunda nasıl bir yol izlenir ?

En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.

Altsoyu yani çocukları veya torunlarının tamamı mirası reddetmesi halinde mirasın sağ kalan eşe geçer

Ret süresinin uzatılması mümkün müdür ?

Önemli sebeplerin varlığı halinde sulh hakimi, yasal ve atanmış mirasçılara tanınmış olan ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir.

Miras bırakanın borcu için mirasçılara borç ödeme ve haciz ihtarı geldiğinde ne yapılmalıdır ?

Miras bırakan borca batık değilse mirası red etmemiş mirasçı borçtan sorumludur. Ancak miras bırakan borca batık olarak ölmüşse mirasçı mirası red etmemiş olsa bile miras borca batıklık sebebiyle red edilmiş sayılacağından, mahkemede dava açıp mirasın borca batıklığı tespit edilmelidir. Ancak bu şekilde mirasçının borcundan kurtulma olanağı vardır.

Aile şirketlerinde mirastan mal kaçırma: Şirket hissesinin mirasçılardan kaçırılması

Mirasçının sermaye şirketlerindeki miras hakkı miras bırakanın ölümü ile doğar. Miras bırakanın sağlığında ona karşı şirket hisselerindeki tasarrufları nedeniyle mirasçıların dava açma hakları yoktur. Ancak bazı özel durumlarda, borçlar hukukuna göre; hacir altına alınma gibi tedbirlere başvurulabilir.

Murisin ölümüyle tüm mirasçılar, murisin şirketteki hissesi üzerinde ortaklaşa hak sahibi olurlar. Türk Medeni Kanununun Miras ortaklığı başlıklı 640. maddesi miras ortaklığını düzenlenmektedir. Buna göre:
Miras ortaklığı
MADDE 640.- Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.
Bir mirasçı ödemeden aciz halinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler.
Mirastan mal kaçırma nedeniyle en çok mağduriyetlerin yaşandığı olay aile bireylerinin hissedar olduğu anonim veya limited şirketlerdir. Bunlar arasında da en çok mağdur olan kız çocukları olmuştur. Aile resini baba erkek evladını da yanına alarak kurduğu bir şirketi milyar dolar sermayesi olan büyük bir fabrikaya dönüştürebilir. Şirket yönetiminde hiçbir emeği olamayan kız çocukları hele de evlenip evden ayrılmışlarsa şirket üzerinde hakları olmalı mıdır ? Bunun cevabı tereddütsüz: hak ve hukuk olarak evet. Dir. Ancak özellikle erkek kardeşin “biz şirkette ömrümüzü harcayalım elin adamı “damat” hak sahibi olsun anlayışı kız çocuklarının şirketteki miras haklarının gasbına yol açmaktadır. Sermeye şirketlerinde hisse sahibi olan mirasçının hakkı çoğunlukla aşağıdaki şekilde gasbebedilir.

Miras bırakan, şirketteki hissesini ölmeden önce sadece bir mirasçısına devretmiş olabilir.
Bu durumda hak sahibi diğer mirasçılar diğer mirasçıya mirastan mal kaçırma nedeniyle dava açabilir. Tabi ki bu dava kendine özgü bir dava olduğu için devrin mirastan mal kaçırma amacıyla yapıldığını davacı ispat etmek zorundadır.
Miras bırakan, sağlığında şirketteki hissesini adil dağıtmamış olabilir.
Bu durumda şirket hissesi mirasçılarına devretmiştir ama bir aralarında bariz bir eşitsizlik vardır. Miras bırakanı bir mirasçıyı kayırmaya iten temel sebep, o mirasçının şirket yönetiminde çalışıyor olmasıdır. Kendisine, diğer mirasçılardan fazla hisse devri yapılan mirasçı da, şirketteki emeği karşılığında kendisinin bunu hak ettiğine inanır. Öyle ki diğer mirasçılar şirket yönetimi ile ilgilenmediği için hiçbir hakkının olmadığını kendisine hisse verilmesinin de lütuf olduğunu söylerler.

Şirket oyunları ile mirasçının hissesinin değersizleştirilmesi
Miras bırakan, sağlığında mirasçılarına eşit hisse devretmiştir; ancak sermaye artırımı gibi şirket oyunları ile bir mirasçının hissesi değersizleştirilebilir.
Danışıklı borçlar veya mal devirleri ile şirketin içinin boşaltılması
Miras bırakan sağlığında şirketteki hissesini mirasçılarına paylaştırmasa bile danışıklı borçlar ile şirketin için boşaltılabilir. Gerçekte alacaklı olmayan 3. Kişi aracılıyla şirketin sermayesi bir mirasçıya aktarılmış olabilir. Şirketin malvarlığı aynı sebeple bir mirasçıya devredilmiş olabilir.

Mirasçılardan birinin miras bırakanı yanıltması veya iradesinin sakatlanması
Bu gibi durumlarda miras bırakan, diğer mirasçıları şirketteki miras haklarından yoksun bırakma niyeti yoktur. Bu durumda mirastan mal kaçırma değil miras bırakanın iradesinin fesada uğratılması söz konusudur. İrade sakatlığı; hata, hile veya korkutma şeklinde olabilir. Borçlar kanununu irade sakatlıkları hükümleri çerçevesinde konu çözüme kavuşturulacaktır.

Miras bırakanın, mirasçılardan birine verdiği vekaletin kötüye kullanılması
Miras bırakan şirketteki işlerin yönetilmesi için mirasçılardan birine vekaletname vermiş olabilir. Kural olarak vekalet alan kişi bu görevini şirketin ve diğer hissedarların çıkarına ve vekalet verenin iradesine uygun kullanmak zorundadır. Bu durumda vekalet alan mirasçı gelecekteki haklarını güvence altına almak için vekalet görevini kötüye kullanabilir. Vekaletnamedeki yetkilerini kullanarak mirasçıların beklenen haklarına zarar verebilir.

Dava ve ispat usulü
Mirasçının sermaye şirketindeki miras hakkı zarar gördüğünde öncelikle miras bırakanın iradesinin tespit edilmesi gerekir. Miras bırakanın hisse devrindeki iradesinin diğer mirasçılardan mal kaçırmaya yönelik olduğu ispat edilmesi halinde ortada mirastan mal kaçırma söz konusudur.

Miras bırakanın mal kaçırma iradesinin tespiti
Aşağıdaki emsal Yargıtay içtihadı miras bırakanın iradesinin tespitinde izlenecek yöntem konusunda bizlere yol göstermektedir:
“Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tesbiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşınmaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi ( mevsuf-vasıflı ) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki, bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tesbiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşınmaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur.

Öyle ise, miras bırakandan tüm mirasçılarına intikal eden taşınır taşınmaz mallar ve haklar araştırılmalı, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgeler mercilerinden getirtilmeli her bir mirasçıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınmalı böylece yukarda değinilen anlamda bir paylaştırma kastının bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. (1. HD E. 2004/76 K. 2004/3278 T. 23.3.2004)
Mirasçının amacının mirastan mal kaçırma olmadığı anlaşıldığında tenkis ve mirasta denkleştirme gibi hukuki yollara başvurmak gerekecektir. Miras bırakanın iradesinin fesada uğratılması halinde de borçlar kanununun özel zamanaşımı süreleri içinde diğer mirasçıya karşı dava açmak gerekecektir.
www.konsepthukuk.com

Mirasçının borçlarından kimler sorumludur ?

Kanun maddesi açık bir şekilde, TMK. m. 599/II’de “Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyedliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar” hükmünde belirtilmiştir. Bu hüküm gereğince murisin borçlarından, kanuni mirasçılar ve atanmış mirasçılar sorumlu olacaklardır. Borçlardan sorumluluk açısından kanuni ve atanmış mirasçılar arasında herhangi bir fark öngörülmemiştir[11]. Ancak atanmış mirasçılar, külli halef olmadıklarından murisin borçlarında da sorumlu olmazlar. Onların sorumluluğu ancak cüz’i halefiyet hükümlerine göre gerçekleşir.

Miras, murisin ölümü ile mirasçılar hak sahibi olur. Murisin borçları da murisin ölümü ile mirasçılara borç yüklenmiş olur.

Mirasçının borçlarından kurtulmak mümkün müdür ? Murisi borçlarından sorumluluk için bir zamanaşımı var mıdır ? Bütün bunlar kanunumuzda düzenlenmiştir. Açık kalan hususlarda da yargıtay içtihatları ile hukuki sorun için yol gösterilmiştir.

Mirastan mal kaçırma

Mirastan mal kaçırma nedir ?
Kişi, mirasçılarından birini mirasından mahrum etmek neler yapar ? Bunu önlemenin bir yolu var mıdır ?
Mirastan mal kaçırma davalarında zamanaşımı var mı ? Zamanaşımı süresi ne kadardı ?
Beklenen miras hakkında kavuşmak için neler yapılabilir ?
Kişi hukuku kullanarak; satış veya bağış vs. şekli sözleşmelerle bir mirasçısını mirastan mahrum edebilir mi ?

Muris Muvazaasından Kaynaklanan Tapu İptali ve Tescil Davasında Mirasbırakan Tarafından Davalıya Taşınmaz Temlik Edilmişse takip edilecek hukuki süreç nedir ? Acil hukuki himaye yolları var mıdır ?

Yukarıdaki bütün bu soruların muhatabı olan kişi öncelikle yapması gereken acil hukuki himaye tedbirlerine başvurmak olmalıdır. Bunun yanında miras hukuki bir yanda ölenin iradesine saygı diğer yandan hayatta kalanların haklarına erişim hakkı arasında bir denge tutturmak üzerine kuruludur.

Diyebiliriz ki miras hukukunun özü bu prensipte gizlidir. Miras hukukundan kaynaklanan; tapu iptali, muvazaa, mirasçılardan mal kaçırma gibi bütün ihtilaflar bu prensip esası üzerinden çözümlenmeye çalışılır. Burada hukuki olarak takip edilecek yol ve deliller mirastan mal kaçırma davalarında son derece önem arzetmektedir.

Miras bırakanın bankadaki parası üzerinde mirasçıların hakları

Kişinin ölümü ile birlikte bankadaki parası üzerinde tüm mirasçılar ortaklaşa hak sahibi olur. Türk medeni Kanunu’nun 640.maddesine bu ortaklık mirasın paylaşılmasına kadar sürer. Paylaşma anına kadar mirasçılardan hiçbiri bankadaki paraya dokunamaz.

TMK’nun “Miras Ortaklığı” başlıklı 640.maddesine göre:

A. Mirasın geçmesinin sonucu Continue reading

« Older posts

© Tüm Hakları Saklıdır © İzinsiz İçerik Alınamaz,Alıntı Dahi Yapılamaz !

Yukarı Çık ↑